Türkiye İran Araştırmaları Dergisi (TİAD) Sayı 5

Türkiye İran Araştırmaları Dergisi (TİAD) Sayı 5

31/01/2024

Yıl: 2024 / Cilt: 3 / Sayı: 5

Makaleler

‘’BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİ’’ VE İRAN-ÇİN ARASINDA İMZALANAN ‘‘KAPSAMLI STRATEJİK ORTAKLIK ANLAŞMASI’’ BAĞLAMINDA İRAN-ÇİN İLİŞKİLERİ

İbrahim ÇETİN, Engin Koç, Lisansüstü Tez Makalesi

Araştırma, Çin’in, İran ile olan ilişkilerini BKBYP (Bir Kuşak Bir Yol Projesi) ve 25 yıllık KSOA (Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması) bağlamında incelemek amacıyla planlanmıştır. Araştırmada, BKBYP ve KSOA’nın içeriği, Çin ve İran açısından anlamı, bu ülkeleri bu girişim ve anlaşmaya götüren nedenler ve BKBYP ve KSOA’ nın kısıtları ve geleceği incelenmiştir. Çin’in BKBYP’yi başlatmasına neden olan başlıca faktörlerin, Çin’in gelişen sanayisine parelel olarak artış gösteren enerji gereksinimi, alternatif rotalar sayesinde enerji güvenliğinin sağlanması ve yeni pazar arayışı olduğu sonucuna varılmıştır. İran açısından BKBYP, yaptırımlar nedeniyle daha da fazla gereksinim duyulan enerji ve ulaşım altyapı yatırımları için yegâne finans kaynağı anlamına gelmektedir. Ayrıca İran, Çin ile olan ekonomik bağlarını uluslararası izolasyondan kurtulmak ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) destek bulabilmek için de kullanmak istemektedir. Araştırmada, BKBYP ve KSOA’nın Çin’e faydasının İran’dan daha fazla olacağı, İran’ın ise “Doğuya bakış” vizyonu çerçevesinde böyle bir anlaşmaya gitmesinden başka çaresinin olmadığı değerlendirilmektedir. Çin’in uluslararası sistemin en güçlü aktörü ABD ve ABD’nin Orta Doğu’daki müttefikleri ile karşı karşıya gelmeden bu anlaşmayı uygulamaya çalışacaktır. İran ise bu anlaşmayla ABD ve Batı’nın yaptırımlarını dengelemek için Çin’in finansal ve siyasal desteğini almaya çalışmaktadır. Sonuç olarak, KSOA’nın geleceğinin, Çin’in ve İran’ın ABD ile olan ilişkilerine sıkı sıkıya bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

Sayfa: 1-22

BİNBİR GECE MASALLARI’NDAN “GARİB VE KARDEŞİ ACİB’İN TARİHİ” HİKÂYESİ VE KAÇAR DÖNEMİ’NDE RESİMLENİŞİ HAKKINDA BAZI DÜŞÜNCELER

Başak Kilerci, Araştırma Makalesi

Arapçada Elf Leyla ve Leyla; Farsçada Hezar u Yek Şeb olarak bilinen, Şehrazad’ın kocası Şehriyar’a her gece anlattığı hikâyelerden oluşan Binbir Gece Masalları tüm dünyada popüler olmuş bir eserdir. Bir kadın tarafından ihanete uğramış olan Şehriyar, bir önceki gün evlendiği eşlerini ertesi sabah öldürerek kadınlardan intikam almaya çalışır. Şehrazad, Şehriyar’ın merakını uyandırmak ve hayatta kalmak için binbir gece boyunca en heyecanlı yerinde hikâyeyi anlatmayı bırakır. Son zamanlardaki araştırmalar, Binbir Gece Masalları’nın İran ve Hint kökenli metinler olduğu düşünülen Hazar Afsana ve Sindbadname üzerine inşa edildiğini varsaymaktadır. Ancak az sayıdaki araştırmacılar başka kaynakların olasılığını da vurgulamaktadır. Bu makale, Geceler’in ne ölçüde Fars kaynaklarına dayandığını; nasıl Fars motifleri ve unsurlarını içerdiğini “Garib ve Kardeşi Acib’in Tarihi” hikâyesine odaklanarak incelemektedir. Makale, ilk versiyonu bir Memlük masalı olan bu hikâyenin, Orta Çağ’da içerisine Farsi motif ve ögeler eklenerek Farslaştırıldığını ve on dokuzuncu yüzyılda Nasreddin Şah’ın Binbir Gece projesi vasıtasıyla da Kaçarlaştırıldığını iddia etmektedir. Makalede bu Farslaştırma ve Kaçarlaştırmanın kapsamı ve biçimleri tartışılmaktadır. Makale Kaçarların Kaçar hanedanını meşrulaştırmak ve otoritesini propaganda etmek için metni sadece İran’ın antik geçmişiyle değil aynı zamanda İslam’ın altın çağıyla da ilişkilendirdiğini iddia etmektedir. Makale, Binbir Gece Masalları’nın Farsi kaynak ve unsurlarını Kaçarların güç ve otoritelerini meşrulaştırmak ve propaganda etmek amacıyla geçmişi nasıl kullandıkları üzerine araştırmacıların çeşitli bakış açılarıyla yaptıkları tartışmalara ek bir katkı sağlamaktadır.

Sayfa: 23-39

İRAN’IN DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI: MUHAMMED ALİ ŞAH VE MEŞRUTİYET

Ömer Alkaç, Lisansüstü Tez Makalesi

İran’ın demokratikleşme çabalarının ilk adımı sayılabilecek Meşrutiyet Hareketi, en sancılı dönemini Muhammed Ali Şah’ın (1907-1909) kısa süren saltanatı altında yaşamıştır. Veliahtlığı döneminde Meşrutiyet Hareketi’nin liderleriyle iyi ilişkiler kuran Muhammed Ali Şah, onların desteği olmadan Kaçar tahtına çıkamayacağının farkındaydı. Muhammed Ali Şah, babası Muzafferüddin Şah’ın (1896-1907) imzaladığı Meşrutiyet Fermanı’nı da aynı gerekçeyle imzalamıştır. Veliahtlığı döneminde Rus yanlısı olan Muhammed Ali Şah, aslında hiçbir zaman meşrutiyet idaresini benimsememiştir. Babası ölür ölmez de meşrutiyet taraftarlarına ve meclise karşı tavrını açıkça ortaya koymaya başlamıştır. Özellikle taç giyme merasimine meclisi temsilen kimsenin davet edilmemesi meşrutiyetçileri bekleyen kötü günlerin habercisi olmuştur. Muhammed Ali Şah, kendisinden beklendiği gibi otoritesini paylaşmamak adına meşrutiyet idaresini ve meclisi ortadan kaldırmak için her fırsatı değerlendirmiştir. Ancak meşrutiyet taraftarları karşısında başarılı olamamıştır. Şah için geriye tek bir yol kalmıştır: Kendisine düzenlenen suikastın da etkisiyle meşrutiyet idaresinin olmazsa olması meclisi ortadan kaldırmak. Bu makalenin yazılış amacı dönemin basını göz önünde bulundurularak Muhammed Ali Şah ve meşrutiyet taraftarlarının birbirlerini ortadan kaldırmak adına vermiş oldukları mücadeleyi ortaya koymaktır. Makalede ilk olarak şah taraftarları ve meşrutiyetçilerin aynı anda meydanlara döküldüğü Tophane Meydanı Olayları ikinci olarak Muhammed Ali Şah’a düzenlenen suikast, son olarak da şah tarafından meclisin topa tutulması hadisesi ele alınmıştır.

Sayfa: 40-46

HAMAS’IN EL AKSA TUFANI OPERASYONU BAĞLAMINDA HİNDİSTAN’IN YENİ ORTA DOĞU POLİTİKASI VE İSRAİL FAKTÖRÜ

Fatih Tuna, Araştırma Makalesi

Filistinli direniş hareketi Hamas tarafından 7 Ekim 2023’te gerçekleştirilen El Aksa Tufanı Operasyonu ve bu operasyon sonrası yaşanan Filistin-İsrail çatışmalarında Hindistan’ın İsrail’i destekleyen bir tutum sergilediği görülmüştür. Bu durum Yeni Delhi hükûmetinin 1947’deki bağımsızlığından itibaren takip ettiği İsrail-Filistin meselesindeki denge politikasından uzaklaştığına işaret etmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı uzun yıllar boyunca Bağlantısızlar Hareketi’nin önde gelen aktörlerinden biri olan Hindistan’ın dış politikasında meydana gelen bu dikkat çekici değişimin nedenlerinin araştırılmasıdır. Yeni Delhi hükûmeti 1947’de Britanya’dan elde ettiği bağımsızlığın ardından uzun yıllar boyunca emperyalizm ve sömürgecilik karşıtı bir dış politika yürütmüş ve Filistin-İsrail sorununda dengeli bir duruşa sahip olmuştur. Yeni Delhi hükûmetinin İsrail ile Filistin arasındaki bu son çatışmada neden Tel Aviv yönetimini desteklediğini anlamak için ilgili politika yapıcı ve uygulayıcı kurum ve kişilerin açık kaynaklara yansımış olan söylemlerinin yanı sıra konu hakkında bilgili uzman ve akademisyenlerin çalışmaları birincil ve ikincil kaynaklar olarak kullanılmıştır. Bu yöntemle yapılan araştırmanın sonucunda ise Hindistan’ın iç politikasında meydana gelen değişim, Çin’in yükselişi nedeniyle ABD ve Hindistan’ın birbirine yakınlaşması, İsrail ve Hindistan’ın savunma sanayi gibi kritik sektörlerde iş birlikleri ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun yakın kişisel ilişkisinin Hindistan’ın geleneksel olarak takip ettiği dengeli dış politikasından uzaklaşıp daha fazla İsrail’e ve ABD’ye yakınlaşmasına sebep olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sayfa: 67-81

50 SORUDA İRAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

MUHAMMED FURKAN ŞAHİN, Yayın Tanıtım/İnceleme

“50 Soruda Türkiye-İran İlişkileri” başlıklı kitabın tanıtım yazısıdır.

Sayfa: 82-85